top of page
Logo-1.png
1.png
1.png

AİLEYİ TANIMLAYABİLİR MİSİNİZ?

  • Mustafa Telli
  • 16 Ara 2025
  • 4 dakikada okunur

Aile tüm toplumların en kutsal değerlerindendir. Medeniyetlerin inşası aileyle atılır. Toplum ve devlet istiyorsanız önce aileyi inşa etmelisiniz. Bunun önemini fizik ilminden bir benzetme yaparak göstermek istiyorum. Mesela aileyi atoma benzetebiliriz. Atom; proton, nötron ve elektronlardan; aile de baba, anne ve çocuklardan meydana gelir. Proton ve nötron atomun çekirdeğinde elektronlar da onların etrafında dönerler. Baba ve anne de ailenin merkezinde çocuklar onların etrafında gezerler. Bu meyanda aile toplumun en küçük yapı birimidir. Atomu parçaladığınızda etrafa verdiğiniz tahribatın aileyi parçaladığınızdaki tahribattan fazla olduğunu düşünebilirsiniz. Acaba gerçekten öyle mi? Atom bombasının tahribatını belki onarabilirsiniz ama aileyi parçaladığınızda o çocuğun umutlarını, sevgisini, hayallerini neyle tamir edeceksiniz? Başka bir anne veya babayla mı? Aile ölmüşse umut ölür, sevgi ölür, saygı ölür, hayaller ölür, birlik ölür, beraberlik ölür, değer ölür, her şey ölür. Bu bakımdan aile; olmadığında yüreklere sızı veren, olduğunda da güven veren bir şeydir. Pekiyi bu bilgi aile için yeterli midir? Kesinlikle değil.

Dinimiz açısından aileye biraz değinmek istiyorum. Mesela Kur’an’da aile kelimesi 86 ayette geçer. Hepsini belki izah edemem ama aile deyince aklıma gelen ilk ve en sevdiğim ayeti söylemek isterim: “Rabbin yalnız kendisine kulluk etmenizi ve ana-babaya iyilik yapmanızı kesin olarak emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılık çağına erişirlerse sakın onlara “Öf!” bile deme, onları azarlama, onlara gönül alıcı tatlı ve güzel söz söyle!” (İsra suresi 23. ayet) Fark ettiniz mi? Özellikle yaşlılık çağlarına geldiklerinde biraz daha sabırsız hareketlerine şahit olursak onlara saygılı olmayı hatırlatma babında öf bile dememeyi bize öğretir Rahman. Bakın azarlamayı geçtim hatta öf bile demeyin diyor. Şu nezaket ve hassasiyete bakar mısınız? Onların değerini korumak adına onlara nezaketli olmamız öyle güzel anlatılıyor ki… Ayetin devamında ise “En içten tevazu ve merhamet duygularıyla onlara kol kanat ger ve haklarında: “Rabbim! Nasıl onlar beni küçüklüğümde şefkat ve sevgiyle terbiye edip yetiştirdilerse sen de onlara öyle merhamet eyle” diye dua et!” (İsra suresi 24. ayet) buyurur. Biz küçükken bize nasıl merhamet gösterdilerse bizlerin de onlara merhamet göstermemiz gerektiğini vurguluyor. Biz buna ahde vefa diyoruz arkadaşlar.

Kur’an’a göre anne-babama nasıl davranmam gerekir diye sorarsanız şu ayeti hemen hatırlatmam gerekir: “Biz insana anne babasına en güzel şekilde davranmasını önemle emrettik. Çünkü annesi onu nice zahmetlere katlanarak karnında taşımış ve nice güçlüklerle doğurmuştur. Çocuğun ana karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihâyet insan güçlü kuvvetli çağına erişip kırk yaşına varınca şöyle der: “Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeyi ve seni hoşnut kılacak sâlih ameller işlemeyi bana nasip et. Soyumdan gelenleri de sâlih insanlar yap. Tevbe edip senin kapına döndüm ve ben tam bir teslimiyetle sana boyun eğenlerdenim.” (Ahkaf suresi 15. ayet) Bu ayet, bir ailenin İslam’a göre hangi temeller üzerine kurulması gerektiğine dair önemli ipuçları vermektedir.

Aileyi Kur’an’dan tanımaya çalışacaksak şayet şu ayeti de okumadan geçmemeliyiz. Bakın şöyle buyuruyor Rabbim: “Ey iman edenler! Eşlerinizden ve evlatlarınızdan size düşman olanlar çıkabilir; onlara karşı dikkatli olun! Bununla beraber eğer affeder, hoş görür ve kusurlarını örterseniz bu sizin için bir fazilettir. Hiç şüphesiz Allah da çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.” (Teğabün suresi 14. ayet) Aile reisleri başta olmak üzere, belki varsa bir problem dikkatli olmak koşuluyla ailemize karşı her zaman hoşgörülü olmayı, alttan almayı, kusurları örtmeyi Allah özellikle bildirmektedir. Demek ki problemleri deşmek yerine örtmek, affetmek, hoş görmek mutlu bir ailenin Kur’an’ca formüllerindendir diyebiliriz.

Allah Rasulü (sav) bir gün kızı Fatıma’nın evine varır. Damadı Ali’yi göremez ve evde bir şeylerin ters gittiğini hemen anlar. Hz. Ali’yi kastederek “Amcanın oğlu nerede?” diye sorar. Fatıma: “Aramızda bir şey var. Bana kızdı, çıkıp gitti. Gündüz uykusunu yanımda uyumadı.” diye cevap verir. Allah Rasulü Ali’yi aratır. Sahabe; Ali mescitte, derler. Hemen yanına varır. Giysisinin sırtından kaydığını ve sırtının toz toprak içinde kaldığını görür. Sırtındaki toprağı silkeler ve “Kalk Ebu’t-Türâb! (topraklı)” diye latife eder. Peygamberimizin bu hareketi Hz. Ali’nin gönlünü yumuşatır. Taraf olmadan barıştıran, incitmeden birleştiren Allah Rasulü, bir anlık öfkeden doğan aile içi kırgınlığı merhametle silmeye çalışır. Bu da bizlere bir derstir.

Peygamberimizin, ailemize karşı nasıl davranmamız gerektiğine dair bir sözü var mı? Derseniz şu hadisi söyleyebilirim: “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım…” (Tirmizi, Menâkıb, 63) Karı-kocanın birbirine karşı nasıl davranması gerektiğiyle ilgili şu hadisler de yine ufuk açıcıdır: “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü siz, onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın adıyla (nikah kıyıp) onları kendinize helal kıldınız.” (Müslim, Hac, 147) “Mümin bir kimse, eşine karşı nefret beslemesin. Çünkü onun bazı huylarından hoşlanmasa da hoşlandığı başka huyları mutlaka vardır.” (Müslim, Radâ’, 61) Yani ailemizin olumsuz yönlerine değil olumlu yönlerine odaklanmalıyız.

Bakmakla yükümlü olan büyük aile bireylerinin ailesine karşı bazı ödevleri vardır. Bu ödevleri yapmak adına peygamberimiz şu öğütlerde ve müjdelerde bulunur: “Yönettikleri insanlara, ailelerine ve sorumlu oldukları kişilere adaletli davrananlar, Allah Teala katında, Rahman’ın yanında nurdan minberler üzerinde ağırlanacaklar.” (Nesâi, Adâbü1-kudât, 1) Aileyi ihmal etmemek adına: “Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter.” (Ebu Davud, Zekat, 4 5) buyurur. Bir başka hadiste ise: “Bir kişi, sevabını Allah’tan umarak ailesine harcama yaptığında, bu harcama onun için sadaka olur.” (Buharı, İman, 41) diyerek ailemize her türlü harcama yapmanın önemini özellikle vurgulamaktadır.

Dinimiz görüldüğü gibi aileye çok büyük önem vermektedir. Bu önemi okuduğumuz ayetlerden ve hadislerden rahatlıkla anlayabiliyoruz. Aile o kadar kutsal ki bazı kutsalların tanımını yapmak bana zor gelmiştir. Aile de bunlardan biridir. Mesela TDK aileyi şöyle tanımlar: “Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik; ev, familya.” Bu tanım çok doğrudur ama yeterli midir? Yani TDK gerçekten aileyi tanımladığını mı düşünmektedir? Bana öyle geliyor ki aileyi sadece bu fenomenlerle izah etmek, aileye bir hakarettir. Allah aşkına söyleyin! Bu tanımda; nerede büyüklere saygı ve hürmet, nerede küçüklere sevgi ve şefkat, nerede eşler arası aşk ve sadakat, nerede kardeşler arası adalet ve iltifat, nerede bir babanın fedakârca çabası, nerede bir annenin süpürge olmuş saçları, nerede bilgece ders veren dedenin nasihatleri, nerede ninelerin şahmeran hikâyeleri, nerede yuva kuran gelin ve damadın iffeti, nerede çocukların bayramları ziyaret eden sıla-i rahimleri, nerede sabahlara kadar uyumadan ateşini düşürmeye çalışan ebeveynleri, nerede harçlık bulamadığında ceketini satan babaları, temizliğe giden anneleri, nerede, nerede, nerede? Şimdi soruyorum sizlere aile nedir? Gerçekten tanım yapmaya cesaret edebilir misiniz?

Aile; aşk gibi tanımı en zor kavramlardan biridir. Evlatlarının yaşaması için her şeyini feda edebilecek bir ebeveyni hangi kelimelerle izah edebilirsiniz? Gurbete çalışmaya giden babanın eş ve evlat özlemini neyle açıklayabilirsiniz? Oğlunu askere yollarken kınalayıp da gönderen ve evladını bu vatana kurban adayan anneyi nasıl tanımlayacaksınız? Yeni evlenmiş oğlunun şehit haberini öğrendiğinde, evladını bu vatana feda eden ve evlat, baba ve eş özleminden feragat eden anne-babayı, eşi ve çocuğu nasıl açıklayacaksınız? Bana sorarsanız aileyi bir entelektüel çabayla tanımlamak yerine o kutsala sahip çıkın derim. Çünkü bir gün onlarsız bir sabaha uyanırsanız bugününüzü asla unutmayacaksınız.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page